12 Kasım 2015 Perşembe

Bir Kadın Ağlar Şimdi





Ve bir yağmur kopuverdi saydam, camdan dağların eteklerinden aşağıya doğru. Bir çocuk intihar etti şimdi gidecek gidilecek yeri olmayan bir zamanın en pahalı, acımasız kuytusunda bir çocuk intihar eder şimdi. İntihar acı ile mütevelli. Bir anne suya atlar şimdi bir baba ceketini soğuğa asar ve gider. Gitmek hasretle mütevelli. Bir kadın garanti ağlar şimdi, uyku haplarının gölgesinde parçalanır geçmiş ile geleceğinin hesabı. Bir hayat son bulur şimdi. Tüm ağaçlar yaprak döker, bir çocuk babasının arkasından su döker, yaş döker şimdi garanti. Bir baba yok olur şimdi ve bir anne son bulur şimdi. Bir çocuk garanti intihar eder bu akşam. Kimse görmeden kalbini ve kalbinin iki yarısını anne ve babasını! Bir yaprak ezilir şimdi kahverengi botuyla koşan hoyrat kışın ayaklarında. Ve bu çocuğun artık hayatta daha acıklı hikayeleri vardır. Anlatılmamak üzre yaşanmış. Bir savaşçı mızrak yer şimdi sol tarafından atı yere kapaklanır, tozlar havaya karışır oksijen azalır. Bir umut garanti son bulur şimdi...



Kader Kibar

Roma Rakamlarında Aşk



Biz en son buluştuğumuzda şehrin göbeğindeki saat kulesinde roma rakamlarıyla 14.00'ı vuruyordu saat ve ben ondört kere vuruluyordum o anda tarafınca. Biz en son buluştuğumuzda şehre kar yağıyordu mutluydum ben. Sense mutluluk tavırları sergiliyordun şehrin sahnesinde gönlümün ondördüncü seansında. Biz en son sarıldığımızda öyle soğuktu ki hava şehir uykudan ben pusuda sense yalanlardaydın. En son sarıldığımızda masum çocuklar balon için ağlıyor ve yağmur balonların üstüne bir çivi gibi yağıyordu. Sen elindeki kırık şemsiyeyle beni korumaya çalışıyordun bense ellerimle gönlümü saklıyordum senden. Biz en son el ele tutuştuğumuzda vizyonda bir aşk filmi vardi II. Seansını terkettiğin. Sen bizi en son düşündüğün de roma rakamları kullanılıyordu hala belkide tarihi devir dahi değildi! Ben seni en son düşündüğüm de ise şu an tuttuğum kalemi elime alıyordum. Eminim tarihi devirdi ve roma rakamları kullanılmıyordu. Yani anlayacağın sevgili ben seninle bir Aralık sabahı dumanı üstünde bir çay içemedim. Fuşya rengi şalımı boynuma atıp ellerini tutamadım. Ben seninle öylesine bir zamanda öylesine bir anda öylesine olmamak üzere karşılaştım !

Kader Kibar 

Durum Betimlemesi



Yattığın odanın duvarları hangi renk bilmiyorum, ya maviye çalar ya da beyaza ikisini de çok severdin sen. Hangi saat var sol elinin uzanma mesafesinde bilemem lâkin saati tahmin edebilirim saat 00.13 sevgilim... şükür aynı yarım kürede nefes alıyoruz. Ne zaman adına bir şiir yazsam bir köyde bir deli âşık sazına vuruyor içli bir şark gecesi kahvehanesinde. Hala Romeo Juliet'e aşık ve hala İstanbul karışık sen ordasın diye. Seni taşıyor diye telaşlı o şehir biliyorum. Sol elinde çiçekleri saçlarıma taktığın parmağında bir halka mevcut şuan ya da bir saniye çıkardın onu yatağın yanına koydun ağır bir ses çıkardı sanki bir metal demir göğsüme saplandı gibi. Bir nefes uzağında yatıyor soyadını verdiğin kadın, söylesene adını duvarların her köşesine kazıdı mı sahiden? Mesela şimdi su içmeye kalktın benim gözümden akan cinsten lâkin biraz tuzsuz... Gerçi bilmem belki gözyaşım sulara karışmıştır o derece ağladım. Yada belki gözünden bir damla yaş damladı bardağın içine seninde... neye ağladın bilmiyorum ama ağlamak en çok sana yakışmazdı herhalde. Yani anlayacağın sevgili, yine rolleri değişmedik, yine benim yaşım sana aktı senin dudakların bardağa değdi, bardak seni tattı ben acıyı, sen ihanetinin tuzlu suya karışmış sefaletini !
Kader Kibar 

Yitirilmiş Senfoni



Ağır bir vuslat var bu gece seherde biliyorum. Ağır olacak bu defa bu vazgeçiş, terkediş... Ve ben ölmeye meylolmuş bir padişah gibi içeceğim yüzüğümdeki zehri bu gece. Dedim ya ağır olacak bu defa bu gidişin ağır ve ağrılı.
Daha ağırı olabilir mi? Ölüm vaadediyorum sana, göm diyorum beni o simsiyah gözlerine. İstemem öyle şaşalı bir mezar, gözlerinden daha güzel bir yer yoktur bu cihanda biliyorum. Ah! biliyorum sevgili ağır bir vuslat var bu gece. Hani kavuşmaktı vuslat hani kavuşma anıydı bu vuslatlar. Hangi an'da terkettin sen beni? An'ın içinde bırakıp, eteklerini savura savura koştuğun o bozkırlar mı soracak şimdi seni bana? İstemem gölge etme yoluma.Sen eski bir Kraliçe bense atlı bir savaşçı. Gelme arkamdan sakın hissediyorum ağır bir vuslat var bu gece , gelişin gidişin olacak gelme! Gayrı sürmüyorum ben atımı senin bozkırlarına !
Kader Kibar