Yattığın
odanın duvarları hangi renk bilmiyorum, ya maviye çalar ya da
beyaza ikisini de çok severdin sen. Hangi saat var sol elinin uzanma
mesafesinde bilemem lâkin saati tahmin edebilirim saat 00.13
sevgilim... şükür aynı yarım kürede nefes alıyoruz. Ne zaman
adına bir şiir yazsam bir köyde bir deli âşık sazına vuruyor
içli bir şark gecesi kahvehanesinde. Hala Romeo Juliet'e aşık ve
hala İstanbul karışık sen ordasın diye. Seni taşıyor diye
telaşlı o şehir biliyorum. Sol elinde çiçekleri saçlarıma
taktığın parmağında bir halka mevcut şuan ya da bir saniye
çıkardın onu yatağın yanına koydun ağır bir ses çıkardı
sanki bir metal demir göğsüme saplandı gibi. Bir nefes uzağında
yatıyor soyadını verdiğin kadın, söylesene adını duvarların
her köşesine kazıdı mı sahiden? Mesela şimdi su içmeye kalktın
benim gözümden akan cinsten lâkin biraz tuzsuz... Gerçi bilmem
belki gözyaşım sulara karışmıştır o derece ağladım. Yada
belki gözünden bir damla yaş damladı bardağın içine seninde...
neye ağladın bilmiyorum ama ağlamak en çok sana yakışmazdı herhalde. Yani anlayacağın sevgili, yine rolleri değişmedik, yine
benim yaşım sana aktı senin dudakların bardağa değdi, bardak
seni tattı ben acıyı, sen ihanetinin tuzlu suya karışmış
sefaletini !
Kader Kibar
Kader Kibar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder