Biz
en son buluştuğumuzda şehrin göbeğindeki saat kulesinde roma
rakamlarıyla 14.00'ı vuruyordu saat ve ben ondört kere
vuruluyordum o anda tarafınca. Biz en son buluştuğumuzda şehre
kar yağıyordu mutluydum ben. Sense mutluluk tavırları
sergiliyordun şehrin sahnesinde gönlümün ondördüncü seansında.
Biz en son sarıldığımızda öyle soğuktu ki hava şehir uykudan ben
pusuda sense yalanlardaydın. En son sarıldığımızda masum çocuklar
balon için ağlıyor ve yağmur balonların üstüne bir çivi gibi
yağıyordu. Sen elindeki kırık şemsiyeyle beni korumaya
çalışıyordun bense ellerimle gönlümü saklıyordum senden. Biz
en son el ele tutuştuğumuzda vizyonda bir aşk filmi vardi II.
Seansını terkettiğin. Sen bizi en son düşündüğün de roma
rakamları kullanılıyordu hala belkide tarihi devir dahi değildi!
Ben seni en son düşündüğüm de ise şu an tuttuğum kalemi elime
alıyordum. Eminim tarihi devirdi ve roma rakamları kullanılmıyordu.
Yani anlayacağın sevgili ben seninle bir Aralık sabahı dumanı üstünde
bir çay içemedim. Fuşya rengi şalımı boynuma atıp ellerini
tutamadım. Ben seninle öylesine bir zamanda öylesine bir anda
öylesine olmamak üzere karşılaştım !
Kader Kibar
Kader Kibar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder